26 Haziran 2010 Cumartesi

Yolculuk I.Bölüm; Kayseri - Adana



Hafta sonu birkaç günlüğüne, günün ilk ışıkları ile son durağımız Kırıkhan - Hatay olan bir geziye çıktık. Hatay’a vardığımızda bir gece önce memleketin diğer bir ucunda olduğumuz düşünceleri ile etrafa alışmaya çalıştık. Yol boyunca farklı şehirler, yollar, insanlar görmenin de etkisiyle sanki günlerdir yollardaymışız gibi geldi. Kısıtlı zaman içerisinde uğradığımız her şehrin güzelliklerini keşfetmeye çalıştık. Evden çıkmadan önce yanıma küçük bir not defteri ve kalem alıp yolculuk notları almaya karar vermiştim. İlk iki gün düzenli notlar alabilen ben son iki gün sadece fotoğraf çekebildiğime şükrettim.





1.gün:


Cumartesi sabahı saat 06.00’da yola çıktık. Sabahın erken saatleri olmasının ve bir gece önce çok az uyumasının da etkisiyle 9 aylık Verda Su yaklaşık 15 dakika sonra uyudu.07.00 civarı Yozgat şehir merkezine uğramadan Boğazlıyan- Kayseri yolundan devam ettik. Yol çok güzel ve etrafı yeşillikti. Yol üzerinde çevresinin ağaçlandırılması gerektiğini düşündüğümüz bir gölet var.

Saat 08.00 ailenin minik kızı uyanmadan birkaç dakika önce ablamız uyudu. İstikamet Kayseri!





09.00 Kayseri’deyiz. Araba ile kısa bir şehir turu atıp, kahvaltı edecek yer arıyoruz. İlk rastladığımız börekçide börek yeme fikrimi söylüyorum. Sonuçta hepimizin beğendiği, peynirli su böreği + kıymalı kol böreği + çay eşliğinde harika bir kahvaltı ediyoruz.
İlk durağımız olan Kayseri’yi çok beğendik. Özellikle camileri ve yol düzenlemeleri dikkatimizi çekti. Vakit yetersizliğinden başka zaman gelme planları yapıp ayrıldık. Tabi Erciyes’e de çıkmayı bir daha ki sefere erteledik







12.00 - 13.00 Niğde şehir merkezine bazı market ihtiyaçlarımız için uğrayıp yola koyuluyoruz.





Yol üzeri manzaraları....







Pozantı’da şiddetli bir yağmura yakalanıyoruz. Adana girişinde ise yağmurun etkisiyle sıcaklığı çok fazla hissetmediğimizi anlıyoruz.






Gülek geçidi...






Adana’ya gelip adana kebabı yemeden dönülmeyeceği için bahçesi olan bir yer tercih edip açık havada rahatça yemeklerimizi yiyoruz. Verda Su özellikle yoğurtlu salataya bayılıyor.





Çiğ köfte dışında çok fazla acı sevmeyen ben şalgam suyunun  sadece tadına bakıyorum.






17.00 – 18.00

Verda’nın uyku saatinin de gelmesinin etkisiyle sıcak ve nem de olunca fazla vakit kaybetmeden Kırıkhan’a doğru yola çıkıyoruz. Tüm yolculuk boyunca haritamızdan sürekli yol kontrolü yapıyoruz.








Adana - İskenderun arasında mola verecek uygun bir yer olmadığından Verda Suyun uyuması bizim için artı oluyor, yol boyunca sürekli terliyor. İskenderun’dan geçerken sahili gördüğümüzde en çok Bengisu seviniyor. Bense Belen’e doğru yol almaya başlayınca artan yeşilliği ve sonrasında ki zeytin bahçelerini hayranlıkla seyrediyorum.








Akşamüzeri yaklaşık 12 saatlik bir yolculuktan sonra Kırıkhan’da bizleri eşimin arkadaşı ve ailesi karşılıyor. O kadar misafirperverler ki tüm ısrarlarımıza rağmen başka bir yerde kalmamıza izin vermiyorlar. Ev yapımı kırma yeşil zeytin, baharatlı tuzlu yoğurt, açık havada içtiğimiz siyah çayın ve harika lahmacunların fotoğrafını çekemediğime üzülüyorum.

Pazar günü akşam saatlerinde, hediye edilen ev yapımı zeytinyağı ve tuzlu yoğurt için teşekkür ederek vedalaşıp, Antakya’ya doğru yola çıkıyoruz…

2 yorum:

  1. Anlatım ,fotoğraflar,yemek ve özellikle kebap harika olmuş :) . Burayı okumak güzel oluyor ,paylaşım için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  2. merhabalar.mesajınızı çok geç gördüm malesef.yardımcı olamadım diye çok üzüldüm.tanışmak da isterdim gerçekten.ama arkadaşlarınızın güzel ağırlamasını okuyunca teselli buldum biraz.geziniz harikaymış.sevgiler selamlar..

    YanıtlaSil

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

View My Stats