18 Ağustos 2010 Çarşamba

Tatil Notları…





İstanbul yolculuğumuzun Bolu durağında başlayıp 3 gün devam eden ateş ve halsizlik sonucu Verda Su’yun ilk dişleri çıkıp bize yolculuk hediyesi oldular! Bir hafta gibi kısa bir süreye hasta bir bebek de eklenince günler çok daha çabuk geçti…








Bu kısacık zaman diliminde canım kızım Bengisu’yun doğum günü heyecanını yaşadık yeniden…






Doğum gününe bütün isteklerini sığdırmaya çalışan minik ablamızın hayallerini dinleyip, nasılda büyüdüğüne şahit olduk…





İstanbul’da çekebildiğim nadir karelerden bir tanesi teyzemin penceresinden günbatımı…







Onca sıkıntının ve yılların ardından gelerek umutları yeşerten minik bir bebek… Teyzemin umudu…”Umut “ bebek…






Babaannemi ziyarete gittiğimizde amcamın kızı Dilek’in yaptığı harika şekerpareler… Verda Su iyileşince fotoğraf çekme isteğimi geri getiren, annemin kahvaltı için hazırladığı köy biberi kızartması…






Annemin- anneannemin-dedemin ve çocuklarımın arasında çocukluğumu yeniden yaşadığım, dedemin yaşına rağmen her şeyiyle kendi ilgilendiği harika bir bahçe…






Benim “gül bahçesi” olarak adlandırdığım köşe…






Üç nesil bir arada… Dedem, yeğenim, kızım ve ben:::))))






Bahçede ki keşiflerim sırasında karşıma çıkan, eve dönmemize bir gün kalmasının cesaretiyle topladığım sıcağa rağmen birkaç tanesini kurtarabildiğim kabak çiçekleri…




Aşağılar sıcaktan kavrulurken yağmura yakalandığımız Abdullah yaylası…






Dedemin kendi elleri ile diktiği 50 yıldır gölgesinde oturanları serinleten ceviz ağacı…





Kızımın ve yeğenimin çocukluğuna ortak olduğum, soğukluğu ile ayaklarımızı donduran dere…





Tazecik…






Anneanne mutfağında kuzinenin fırınında pişen sıcacık ekmekler…







Yol kenarlarında bile bulabileceğiniz benim altın çilek denilen bitki olduğunu düşündüğüm gelincikler…( Çorum’da kullanılan ismi gelincik olan bu bitki özellikle kaşıntı rahatsızlıkları için ilaç niyetine kullanılıyor)






Çam ağaçları…




Kahvaltı soframızı süsleyen domates, biber, salatalık…







Mantar yemeye doyduğumuz (dedemin kendi topladığı) sofra…





Yeşil domatesler…



Her köşesinde ayrı bir güzellik saklı Köse Dağlarının eteklerinde bir köy, her defasında ruhumu dinlendiren sakinlik ve yeşillik, hatırladıkça gözlerimin dolmasına sebep (bana şuradaki cümleyi söyleten) anneanne-dede şefkati…




3 yorum:

  1. Ne kadar güzel bir tatil olmuş, ufak aksilikler de olsa keyifle geçtğini okumak güzel... Hep böyle köyleri, kalacak gidecek yerleri olanlara imrenmişimdir. Bizim hiç olmadı :(

    Hoşgeldin arkadaşım, hayırlı ramazanlar....

    YanıtlaSil
  2. bayılıyorum doganın ıcınde bulundugu tatıllere bunun ıcın en ıdeal yerde kesınlıkle koylerımız...
    harıka ffotolar..

    YanıtlaSil
  3. Ay bayıldım resimlere .Bengisunun doğum günü de kutlu olsun sağlıklı mutlu yıllar

    YanıtlaSil

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

View My Stats