31 Aralık 2010 Cuma

Portakal soslu sünger kek



Geçen hafta gelen misafirlerime tatlı olarak biraz farklı bir tarif hazırlamak istedim. Özelikle içerisinde ve sosunda kremşanti bulunmayan, meyve aromalı bir tatlı ya da kek olsun istedim. Ne yapabileceğimi düşünürken, aklıma daha önce Disal’in bloğunda görüp denediğim portakal soslu sünger kek tarifi geldi. Ne de olsa bu harika tatlı evlenmeden önce alt komşumuzun sık yaptığı ve benim de çok sevdiğim ama tarifini almadığım bir lezzetti.Bu kekin güzel bir anısı da eşimin tatlının ismini tek seferde doğru bilip sünger kek diyerek beni şaşırtması oldu::)))
Ben keki akşamdan pişirdim ve sosunu döküp fırının içerisinde beklettim. Ertesi gün servis ettiğimde sosunu çekmiş ve çok fazla nem kalmamıştı. Siz de benim gibi önceden hazırlamak ve ıslak bir keke sahip olmak isterseniz pişirdikten sonra sosunu hemen dökmeyip servisten birkaç saat önce dökebilirsiniz. Bir de kalabalık bir grup için hazırladığımdan miktarı arttırdım ve büyük boy dikdörtgen borcamda pişirdim. Kendi kullandığım ölçüleri parantez içerisinde yazacağım.

Malzemeler:

• 4 adet yumurta (5 yumurta kullandım)
• 9 yemek kaşığı şeker (1 su bardağı şeker kullandım)
• 1 portakalın suyu (yarım su bardağı portakal suyu kullandım)
• 1 paket kabartma tozu
• 9 yemek kaşığı un (2 su bardağı + 1 yemek kaşığı un)



Sosu için;

• 3 portakalın kabuğu ve suyu
• 5 yemek kaşığı şeker

Portakalın kabuklarını rendeleyin ve suyunu sıkın. Bir tencerenin içerisine alıp şekerini ilave edin ve portakal kabukları yumuşayana kadar kaynatın. Ben şeker miktarını azalttım.







Hazırlanması:



  • Yumurta ve şekeri mikserle çırpın.
  • Portakal suyunu ekleyip tekrar çırpın.
  • Kabartma tozu ve unu karışımın içerisine eleyin ve karıştırın.
  • Yağlanmış borcama dökün.
  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında batırdığınız kürdan temiz çıkana kadar pişirin.
  • Ilıyan kekinizin üzerine ilk sıcaklığı çıkan şerbeti dökün ve sosunu çekmesini bekleyip servis edin.

Disal’in tarifine ulaşmak için tıklayın.



not; Bu tarifimi Hobidünyam Etkinliklerinde bu ayki ev sahibi Mandalin Çıkmazı bloğunun hazrladığı Mandalinalı ve portakallı tarifler etkinliğine gönderiyor,kolaylıklar diliyorum.

27 Aralık 2010 Pazartesi

Elmalı Tart

,



Şurada bahsettiğim sofra için ne hazırlayabileceğimi düşünürken evde bolca bulunan elmalar aklıma gelince çok sevdiğim elmalı kurabiyeleri biraz farklı deneyerek tart yapmak istedim. Benim çok beğendiğim bir tart oldu. Tartın olmazsa olmazlarından bir tanesi ise iç malzemelerine eklediğim tarçın. Tarçın ve elma muhteşem bir ikili bence… İç malzemesine ilave ettiğim karemelize süt ayrı bir lezzet verdi. Karemelize sütün tarifini verdikten sonra o haliyle de paylaşacağım inşallah…







Malzemeler:
• 100 gr margarin
• Yarım su bardağı tozşeker
• Yarım çay bardağı sıvıyağ
• Yarım su bardağı yoğurt
• 1 yumurta
• 1 paket vanilya
• 1 paket kabartma tozu
• Aldığı kadar un 



İç malzemesi için;

• 4–5 adet rendelenmiş elma
• 4 yemek kaşığı şeker
• 1 su bardağı dövülmüş ceviz
• Tarçın

Elmaların kabuklarını soyun ve rendenin iri tarafı ile rendeleyip bir tencereye alın. Üzerine şeker ve ceviz ilave edip elmalar suyunu çekene kadar pişirin. Ocağı kapatıp tarçın ilave edin ve karıştırarak soğumasını bekleyin. (ben çoğu zaman elma miktarını arttırıp yapıyorum ve bol iç malzemesi olan daha lezzetli bir tart olmuş oluyor).







Hazırlanması:



• Margarini eritin ve içerisine toz şekeri ekleyip elinizle karıştırın.
• Karışıma oda sıcaklığında ki yoğurt, sıvıyağ ve yumurtayı ekleyip karıştırın.(Malzemelerin oda sıcaklığında olması önemli, soğuk olursa margarini sertleştiriyor ve hamur açılmakta zorlanılıyor)
• Vanilya, kabartma tozu ve aldığı kadar unu ilave edip hamur yoğurun
• Hamurdan portakal büyüklüğünde bir parça koparıp yuvarlayın, buzdolabı poşetine koyarak dondurucuya yerleştirin ve 10 dakika bekletin.
• Kalan hamuru yağladığınız borcam (en büyük boy dikdörtgen borcam kullandım) kabın içerisine alın ve elinizle bastırarak tepsinin her tarafına eşit şekilde dağılmasını sağlayın.(elinizle açmakta zorlanırsanız merdane yardımıyla da açabilirsiniz.)
• Hamurun üzerine soğuyan iç malzemesini eşit şekilde kaşık yardımıyla yayın.
• İç malzemesinin üzerine dondurucuda beklettiğiniz hamur parçasını rendenin büyük tarafı ile rendeleyin ve her tarafına gelecek şekilde dağıtın.
• Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Soğuyunca bıçakla dilimleyin, isterseniz pudra şekeri de serpebilirsiniz.


 Not; ben tartı bir gece önceden hazırlayıp fırının içerisinde beklettim.





24 Aralık 2010 Cuma

Maklube






Son iki hafta içerisinde dört farklı arkadaş grubuna maklube yapmışken tarifini sizlerle paylaşmak istedim. Yemeğin özelliği kalabalık misafirler için hazırlanması olsa da siz yapmak için daha fazla beklemeyip ölçüleri yarıya indirerek çekirdek aileniz için hazırlayabilirsiniz.

Kelime anlamı "ters çevirmek" olan, binlerce yıllık geçmişi bulunan,  Ortadoğu’ya has lezzetli bir yemektir. Biraz zahmetli ve oyalayıcı olmasına rağmen görselliği, lezzeti ve tadına bakanların iltifatları bütün yorgunluğunuzu unutturuyor::))

En bilinen hali kırmızı etle yapılanıdır ama isteğe ve imkânlara göre tavuk, hindi eti vb. gibi farklı etlerde kullanılabilir. Pişirdiğiniz maklubeyi bir sininin ortasına ters çeviriyorsunuz, etrafını salata ve yoğurtla süslüyorsunuz. En son tencereyi dikkatlice kaldırıyorsunuz ki yemeğin şekli bozulmasın. Ben ayranla servis ettiğim için yoğurt kullanmadım. İsterseniz eti ve pilavı ayrı ayrı pişirerek tek kişilik maklube de hazırlayabilirsiniz. Ben aşağıda ki ölçülerle 15 kişi için (7’si çocuk) iki tencere maklube hazırladım.5- 6 kişi için ölçüleri yarıya indirirseniz yeterli gelir.Bütün püf noktalarını ve ayrıntıları yazmaya çalıştım umarım ilk defa yapanlara faydası olur::))))

Malzemeler:

  • 1 kg. kuşbaşı doğranmış kırmızı et
  • 2 adet orta boy kuru soğan
  • 2 adet patates
  • 8 su bardağı pirinç
  • 1 tatlı kaşığı tereyağı
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • Sıvıyağ
  • Tuz

Süsleme için;

  • Marul
  • Kırmızılahana
  • Havuç
  • Turp
  • Yoğurt

Öncelikle;

  • Pirincinizi 2-3saat öncesinden tuzlu sıcak su ile ıslatın.
  • Yemeği yapmaya başlamadan önce ıslattığınız pirinçleri birkaç defa bol su ile yıkayın ve suyunu süzdürün. Ayrı bir tencerede tereyağı ya da sıvıyağ ile kavurun. Ben çok az sıvıyağ ve tereyağı karışımı kullandım. Çok fazla yağ kullanmamaya dikkat edin ki yemeğiniz çok yağlı olmasın. Eti ve pilavı kavururken tuz miktarına da dikkat edin ki tuzlu bir yemeğiniz olmasın.
  • Küçük kuşbaşı olarak doğradığınız etlerinizi düdüklü tencerede tuz ilave etmeden üzerini geçecek kadar su ilave ederek haşlayın.( eğer düdüklü kullanmak istemezseniz teflon ya da çelik tencerede pişirin.)
  • Haşladığız etlerin suyunu süzüp karabiber ve tuz ilavesi ile birkaç dakika kavurun.
  • Patatesleri küp doğrayıp sıvıyağda kızartın ve havlu peçetenin üzerine alarak fazla yağını süzdürün.
  • Ben maklube yaparken çelik tencere kullanıyorum ve yemeğin şekli bozulmadan çıkıyor, siz isterseniz teflon tencere de kullanabilirsiniz.
  • Pilavı pişirirken pirinçleri karartmasın diye et suyunu kullanmadım siz kullanabilirsiniz.

Hazırlanması:
• Servis edeceğiniz tencerenin içerisine 1 tatlı kaşığı tereyağı ve 1 tatlı kaşığı sıvıyağ ilave ederek yemeklik (küp küp) doğradığınız soğanları ilave edip kavurun. Ocağın altını kapatın ki diğer malzemeleri eklerken soğanlar yanmasın.

• Soğanların üzerine etin yarısından biraz fazlasını ilave edip düzelterek tencerenin her tarafına gelmesini sağlayın.

• Etin üzerine kızarttığınız patatesleri yerleştirin.

• Patateslerin üzerini kapatacak kadar pirinç ilave edin.

• Daha sonra kalan etleri yerleştirin.

• En son tencerenin üzerinden iki parmak boşluk kalacak şekilde pirinçleri de ilave edin.

• Küçük bir tabağı ters çevirerek pirinçlerin dağılmaması için üzerine yerleştirin (yaprak sarması pişirirken yaptığınız gibi).Pilav suyunu çekmeye başladığında (yaklaşık 15 dakika kadar sonra ) tabağı alın (çatal kullanabilirsiniz) ve tencerenin kapağını kapatıp pişirmeye devam edin.

• Kaynamış suyunuzu pirinçlerin üzerini bir parmak geçecek kadar ilave edip iyice kaynamasını bekleyin.

• Su kaynamaya başladıktan sonra ocağı kısın ve kısık ateşte normal pilav pişirir gibi kapağını açmadan pişirin.( Pirincinizin cinsine göre pişme süresi değişecektir. Ben Kargı Loçka pirinci kullanıyorum ve 25 dakika yeterli geliyor.)

• Ocağın altını kapatın ve tencerenin kapağı kapalı olarak 10–15 dakika kadar dinlendirin. Dinlendirdikten sonra bir kaşık yardımıyla daha düzgün çıkması için pilavın üzerine çok az bastırın.(isterseniz bastırmayabilirsiniz de, çok fazla da bastırmayın ki pirinçler yapışmasın).

• Tencerenizi servis edeceğiniz siniye ters çevirin.(ben salata malzemelerinin suyu ve pirincin yağı birbirine karışmasın diye tencerenin ağzına uygun cam bir servis tabağına ters çevirip siniye yerleştiriyorum ve daha sonra salata malzemeleriyle süslüyorum.

• Etrafını salata malzemeleriyle istediğiniz şekilde süsleyin. Bu aşamada görsellik size kalmış istediğiniz gibi süsleyebilirsiniz.



22 Aralık 2010 Çarşamba

Vehbi Vakkasoğlu semineri & Sema gösterisi





Hafta sonu, Bengisu ile birlikte Mevlana haftası (2–9 Aralık) etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen bir programa katıldık. Önce sema gösterisini izledik ardından da Vehbi Vakkasoğlu seminerini dinleme şansımız oldu. Verda Su’yu babamıza bıraktığımız ve akşama da misafirimiz olduğu için seminerin sonuna kadar bekleyemedik. Bengisu’nun en çok merak ettiği konu ise semazenlerin başlarının dönmeden dakikalarca nasıl dönebildikleri ve yazarın bu kadar çok şeyi herhangi bir yere bakmadan nasıl akıcı ve sürekli konuşabildiği oldu::))))






Yaşadığımız yerde çok fazla etkinlik düzenlenmediği için böyle güzel programlar ve seminerler bizim için büyük bir şans oluyor ve mutlaka kızımla birlikte katılmaya çalışıyoruz. Çocukların hayal dünyalarının gelişmesi, özgüven kazanabilmeleri vs. için bu tür ortamlarda bulunmak tam bir fırsat aslında.





Sonuç olarak biz bu hafta sonu kızımla birlikte çok güzel birkaç saat geçirdik, harika bir sema gösterisi izledik ve kulaklarımızın pasının silindiği bir konuşma dinleyip hep böyle ortamlarda bulunabilmeyi diledik…









Babamız ve Verda Su bizi almaya geldiklerinde, minik hanımın “anne” diyerek gülücükler atıp kollarını açması ise ayrı bir keyifti…








Vehbi Vakkasoğlu’nun kitaplarına ve biyografisine ulaşmak için burayı tıklayın

21 Aralık 2010 Salı

Akşam yemeği sofrası




Dün akşamki misafirlerim için hazırladığım akşam yemeği sofrası ve menüsü…





  • Mercimek çorbası
  • Pilav (Kargı pirinci ile)


  • Fırında soslu tavuk ve patates





  • Yaprak sarması
  • Kuru patlıcan ve biber dolması
  • Salata
  • Muhallebili - kedidilli pasta






ve mutfaktaki baş yardımcım:::))))

15 Aralık 2010 Çarşamba

Moral Sofrası…




Son iki haftanın üzücü günlerinden sonra birazda olsa moral bulduğum dost muhabbetlerinin yaşandığı sofra… Ve benim “mutluluklar paylaştıkça artar” düşüncemin yanında “ üzüntüler de paylaştıkça azalır” inancımı arttıran bir gün...





Önceki hafta eşimin dedesinin vefat ettiğini öğrendiğimden beri kendi içimde sürekli bir muhasebe içerisindeyim. Yapmayı unuttuklarıma daha sıkı sarılmaya çalışıyorum, daha çok şükretmeye, dua etmeye (hem kendime hem başkalarına), kulluk görevlerimi yerine getirmeye, paylaşmaya, daha çok kitap okumaya… Hayatımızdaki her şeyin kıymetini - değerini anlayabilmek için elimizden gitmesini beklememek, yaşamdaki her şey, her an gibi harika lezzetlerinde şükrünü bilebilmek…

 



  • Birsen'in patatesli rulo böreği










  • Ayla'nın etsiz çiğ köftesi



  • Aslı'nın Kedidili ile yaptığı Tiramisu




  • Ab-ı hayat'ın Elmalı Tartı




  • Kabak tatlısı





Bu güzellikleri görebilmek, fark edebilmek, güzel bakabilmekte şükür gerektiriyor…



14 Aralık 2010 Salı

Muhallebili pasta & Meyve soslu Muhallebi



DİSAL'İN SÜPER PASTASI::)))))

Sevgili Disal bu harika pastayı paylaştığında o kadar güzel anlatmış ve övmüştü ki tarifi not ettikten sonra gelen  ilk misafirlerim için denedim, sonrasında bir kaç defa daha. Özellikle çocukların en az üçer dilim istedikleri bir pasta oldu:::))))




Ben, Disal’in tavsiyesine uyup meyve sosu ile ikram etim. Hazır sos yerine kendi hazırladığım vişne sosunu kullandım. Tatlı ve ekşinin uyumunu sevenler meyve sosu ile sevmeyenler de çikolata sos ile deneyin.


Malzemeler:

en alt taban için;12 adet kakaolu Ülker pötibör bisküvi

Muhallebi için:

• 4 su bardağı süt
• 1 su bardağı un
• 1 su bardağı toz şeker
• 25 gr margarin (ben 1 tatlı kaşığı tereyağı kullandım)
• 1 paket Bizim vanilya


Ara kat için;

• 2–3 tane muz(yuvarlak dilimlenecek,kullanmayabilirsiniz)
• 1 poşet krem şanti ve çırpmak için 1 su bardağı süt

Üzeri için; meyveli sos

• 1 su bardağı vişne suyu
• 1 tatlı kaşığı (tepeleme) nişasta
• 3 tatlı kaşığı şeker

Bir tencerede vişne suyu, nişasta ve şekeri nişasta eriyene kadar karıştırın. Daha sonra ocağa alıp orta sıcaklıkta pişirin ve ara sıra karıştırarak soğutun. Soğudukça koyulaşan bir sos oluyor.






Hazırlanması:

• Muhallebi için; margarin hariç bütün malzemeleri bir tencerede pişirin. Pişen muhallebiye margarini ilave ederek eriyene kadar karıştırın.
• Kare bir borcama bisküvileri tek kat dizin.
• Pişirdiğiniz muhallebiyi bisküvilerin üzerine yayın ve soğumaya bırakın.
• Soğuyunca üzerine dilimlenmiş muzları tek kat dizin.(kullanmayabilirsiniz)
• Muzların üzerine çırpılmış krem şantiyi yayın.
• En üst kata pişirilip soğutulmuş meyveli sos gezdirin. Soğuk olarak ve dilimleyerek servis edin.


Notlar:

• Yapacağınız borcamın büyüklüğüne göre krem şanti miktarını arttırın.
• Meyveli sosu çok sıcak dökmeyin.
• Bir gün önceden muhallebili kısmı yaparsanız ertesi güne kremşantiyi ve sosu döküp kısa zamanda pastanızı hazırlayabilirsiniz.
• Meyveli sosu kendim evde hazırladım.
• Orta boy kare borcam kullandım. Daha büyük bir tepsi kullanacaksanız miktarı arttırın.
• Çok aşamalı gibi gözüküyor ama çok kısa sürede hazırlanıyor.



Disal'in tarifi için tıklayın...

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

View My Stats